Aralık 2011
2 gönderi
nsan doğar. on-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasında nasıl hapsedildiğini fark eder. bu aslında bir histir, bilgi değil. ve ilk tepkisini verir. avazı çıktığı kadar bağırarak. bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışlarına benzer. önce aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da aşırı gürültüye...
Ara 2
“fakat görüyorum ki, toplum almış başını gidiyor, bir güzellik yapıp da fikrime girseydin…toplumun bu kadar gerisinde bırakmasaydın beni! …alem dört kol çengi olmuş da bir ben eğlendiremiyorum şu garip gönlümü. beni benimle bırakma haleti ruhiyem, beni benden al, gideceğin yere beni de götür, yap şu güzelliği!”
Ara 2
Kasım 2011
5 gönderi
otomatik bir sarhoşluk vardı bu oğlanın yakışıklılığında. kız da herkesten daha güzeldi sabahları makyajsız uyandığında. kızın şiirinde ölümüne bir fiyaka vardı oğlanın kelimelere aşkı kendini anlatacak kadardı kız da içtimi anladı sarhoşluğu az geçince. neden hep koca bir aptal yatardı her güzel vücudun içinde.
Kas 22
“kış başlıyor sevgilim hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan oysa yapacak ne çok şey vardı ve ne kadar az zaman kış başlıyor sevgilim iyi bak kendine gözlerindeki usul şefkati teslim etme kimseye, hiçbir şeye upuzun bir kış başlıyor sevgilim ayrılığımızın kışı başlıyor giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.”
Kas 8
”onu aradım ve seni seviyorum dedim. çarklar durdu, yargılama bitti. hayatımda ilk kez çekip gitmek istemiyorum. şimdi bile utanıyorum söylediklerimden. herkesin kalbinin çizildiği bir yer var. orada görünmez bir duvara çarpıyorsun. daha öteye gidemiyorsun. bütün dünyan o çakıldığın yerden uzanabildiğin yere kadar oluyor artık. benim çakıldığım yer de o günlerde bir yerde işte. ama tam...
Kas 7
sen anlat dedi bana tanrı, sen sadece anlat...
anlatacaklarım var! vaaz vermek değil niyetim, duyduğumu söylemek. söylemeye değer şeyler duyuyorum zira. belki hayatı daha yaşanır kılmak için ya da belki sadece ama sadece anlatmak için… sen anlat dedi tanrı bana, anlaşılsın diye değil, hiçbir mükafat beklemeden anlat…  çünkü bir mükafattır anlatıcıya, doğru düzgün anlaşılmak! sen anlat dedi… sen sadece anlat! umudu hatırlatsın...
Kas 2
ama yapmayın, o daha bir çocuk dedi tanrı..
yalnızlık her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında. tek sermayesi sahip olduğu tek şeydir kıymetini bilmelidir dedi. yalnızdır insan hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır. kalabalık yalnızlıklar yalnız kalabalıklar oluşur şehir şehir ülke ülke. kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da. insan bir ölümü istemez bir de ondan beter yalnızlığı ama ikisi de muhakkak...
Kas 2
Ekim 2011
6 gönderi
“sevgisiz bir neslin cocuklarıydak biz. hic asık olmadık, hic cok sevilmedik,...”
– fiddler
Ek 27
bir taş atarsın, mutlak bir köşe başıdır çünkü yüreğin daralmıştır ve kıştır kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk işte bak her kestaneciye bir köşe başı kalmıştır şimdi bir şamandıra denizin yüzünde durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır içimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu yalnızlık bir başına kalmıştır ar damarı çatlamış yalnızlığın; kovsam da gitmiyor…
Ek 20
“kaypak bir haritam var şimdi, önüme seriyorum birbirine karışıyor avrupa ve...”
– edip cansever
Ek 20
koku..
“bazen, aniden yıllar öncesini hatırlarız. hatta hatırlamaktan da cok, geçmişte kalmış bir anı yeniden yaşarız neredeyse. daha küçük bir çocukken, sokakta saatlerce oynadıktan sonra, yağmurlu bir akşamustu eve dönerken hissettigimiz tatlı yorgunluğu; henuz toy bir delikanlıyken heyecanla sarıldığımız ilk aşkımızı; bu anılari aniden yaşamamızın tek bir nedeni vardır: koku ! ıslak...
Ek 17
“eğer 1 den sonra virgül konursa ve bunun da kıçına sonsuz sayı konabiliyorsa 2...”
– hakan günday
Ek 13
“neden diyorum, nasıl diyorlar. gönül diyorum, akıl diyorlar. bir meyhanedeyim...”
– ümit yaşar oğuzcan
Ek 9
Eylül 2011
8 gönderi
“yağmur durur ama saçaklardan ve ağaç dallarından damlamaya devam eden taneleri...”
– emrah serbes
Ey 30
1 yorum
kaynağı bilinmeyen..
bırak canın ne istiyorsa olsun bedenin bedenlerle kendini bulsun yani neden çiçek dalında solsun bırak, toprak dolacağına tokmak dolsun sevmeden seviş, aşk biraz kenarda dursun er kişi kafana değil, yalnız beline vursun yani neden çiçek dalında solsun bırak, toprak dolacağına tokmak dolsun
Ey 22
“ölüyorum tanrım; bu da oldu işte. her ölüm erken ölümdür, biliyorum tanrım....”
– cemal süreya
Ey 22
ilk defadan sonra
çok uzun zamandır yazmak, benim için sahip olduğum en iyi şey. yazmayı seviyorum, yazarak bazı şeylerin daha kolay ve daha güzel ifade edildiğini düşünüyorum. çok hatam olmadı hayatta ama olanlar da sağlam hatalardı. hiç birinden gocunmadım şikayet etmedim yakınmadım. niye biliyor musunuz? bu hataların hepsini ben yaptım çünkü. onlar bedelini benim ödediğim hatalar. kimseye bırakmam…
Ey 22
ilk'den
valla öğreniyorum bak bi!
Ey 17
Algıda seçici: Git →
dgnrhngz: Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar. Madem ki benli hayat sana kafes kadar…
Ey 17
1 yorum
hıh?
sevdim ben bunu, yazarım bolca.
Ey 17
bu ilk,yaşasın!
Ey 17